EN

"AZINLIK ÇOĞUNLUK DÜŞÜNCELERİNDEN VAZGEÇİLMESİ, SİYASİ EŞİTLİK KAVRAMININ İÇSELLEŞTİRİLMESİ GEREKİR"

"LUTE’UN GELİŞİ, SONU GELMEZ YENİ BİR MÜZAKERE SÜRECİNİN BAŞLANGICI OLARAK NİTELENDİRİLMEMELİ" "SIFIR ASKER SIFIR GARANTİ SÖYLEMİ KIBRIS TÜRKÜ’NE GÜVENCE VERMİYOR. KIBRIS TÜRKÜ’NÜ RAHATLATMIYOR"

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından görevlendirilen BM üst düzey yöneticilerinden Jane Holl Lute ile görüşmenin, 23 Temmuz ile başlayan haftada olabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ı kabul etti. Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşme 1 saat sürdü. Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar ile görüşmede, Jane Holl Lute’un adaya gelip temaslarda bulunacak olması ve garantör ülkelere gerçekleştirmeyi planlandığı ziyaretin yanı sıra, UNFICYP’in görev süresinin de ele alındığını ifade etti.
Jane Holl Lute’un görevlendirilmesi ilk gündeme geldiğinde, Nisan ayında Kıbrıs Türk tarafının olumlu görüş belirttiğini anımsatan Cumhurbaşkanı, Jane Holl Lute’un atanmasının eski özel danışman Espen Eide’nın yerini alan bir atama olmadığının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Jane Lute’un tarafların nabzını tutmaya yönelik geçici bir misyon ile görevlendirildiğine dikkat çekti.
"LUTE’UN ZİYARETİ YENİ BİR SÜREÇ BAŞLANGICI DEĞİL"
Lute’un ziyaretinin Rum tarafında zaman zaman iddia edildiği gibi yeni bir müzakere sürecinin başlangıcı olarak nitelendirilemeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, Lute’un, tarafların son bir yılda yaptıkları değerlendirmelerin sonucuna ilişkin bir durum tespiti yapmak ve bu konuda BM Genel Sekreteri’ne rapor sunmak üzere görevlendirildiğini belirtti.
"SÜREÇLERİN SONUÇ ODAKLI OLMASI, TAKVİM İÇERMESİ VE STRATEJİK PAKET ANLAYIŞI İLE OLMASI GEREK"
Jane Holl Lute’u Temmuz ayı sona ermeden adaya gelme arzusu içerisinde olduğunun BM tarafından kendilerine iletildiğini belirten Cumhurbaşkanı, “Biz de 23 Temmuz ile başlayan hafta bizim için uygun olabilir diye tarih aralığımızı kendilerine ilettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konuşmasını "Biz artık 50 yıldır devam ettiği gibi uzayıp giden sonu gelmez müzakerelerin bir parçası olma niyetinde değiliz. Bir kere daha bu kararlılığımızı ifade etmek isterim. Biz, süreçlerin sonuçlandırılmasından yanayız. Süreçlerin sonuç odaklı olması, takvim içermesi ve stratejik paket anlayışı ile olması gerektiğine dair geçmişten gelen düşüncelerimi koruyorum" şeklinde sürdürdü.
"AZINLIK-ÇOĞUNLUK İLİŞKİSİ SÖZ KONUSU DEĞİL VE OLAMAZ"
Zaman zaman Rum tarafından basına yansıtılan bazı yanlış görüşler olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Sanki bir üniter devlet kurulacak ve çoğunluk-azınlık toplumları var ve Kıbrıs Türk tarafı olarak azınlık toplumuna gereğinden fazla haklar talep etmekteyiz gibi yaklaşımlar sergileniyor. Bunları artık bir kenara bırakmak lazımdır. Bu tavırların artık değiştirilmesi ve tekrarlamaması gerekir" dedi. Adada iki toplum arasında bir azınlık-çoğunluk ilişkisinin olmayacağının BM kayıtlarında yıllardır yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, siyasi eşitlik kavramının artık içselleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
"TARAFLARIN EŞİTLİĞİNİN OLACAĞI FEDERAL BİR YAPILANMA"
Bir üniter devlet ve çoğunluk-azınlık olgularının gündemde olmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı, eğer bir çözüm bulunabilecekse tarafların eşitliğinin olacağı federal bir yapılanmanın söz konusu olacağını belirtti. "Bir tarafın güvenlik ihtiyacı için gerekli olanlar, diğer taraf için tehdit oluşturmamalı yaklaşımı bana aittir ve Ocak 2017 Cenevre Konferansı Sonuç Bildirgesi’ne giren bir söylemdir” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, bir tarafın, “Benim için tehdit oluşturuyor” diyerek diğer toplumun güvenlik ihtiyacını göz ardı edemeyeceğini vurguladı.
"SIFIR ASKER SIFIR GARANTİ YAKLAŞIMI KIBRIS TÜRK HALKINA GÜVENCE VERMİYOR"
Kıbrıs Türkü’nün güvenlik ihtiyacının çerçevesinin Rum toplumu için bir tehdit oluşturmaması gerektiğini kabul ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı, Rum liderliğinin de Kıbrıs Türk tarafının bütün taleplerinin kendileri için tehdit oluşturduğunu öne sürüp "sıfır asker, sıfır garanti noktasına ulaşalım" dememesi gerektiğini ifade etti.
"Sıfır asker sıfır garanti" yaklaşımının Kıbrıs Türk halkına güvence vermediğini yineleyen Cumhurbaşkanı, artık güvenlik ile ilgili hususların gerçekçi bir zemine oturtulup makul olunması gerektiğini kaydetti. "Artık önümüzde çok uzun bir zaman diliminin olmadığının idrakinde olunmalı" diyen Cumhurbaşkanı, Jane Lute adaya geldiğinde kendisi ile açık kalplilikle görüşeceğini söyledi.
"NE OLMADIK UMUT POMPALAMAK, NE DE KAPKARA BİR TABLO ÇİZMEK İSTİYORUM"
"Sayın Jane Lute ile tüm hususları açık kalplilikle konuşacağız, görüşeceğiz. Bizim nabzımızın nasıl attığını o kendisi görecek. Rum tarafında da benzer bir nabız atışı olmasını dilerim. O zaman garantör ülkelerinde katkısıyla, sonuç alıcı bir biçimde, makul, kısa süreli bir deneme belki yeniden söz konusu olabilir" diyen Cumhurbaşkanı, önümüzdeki süreç için ne olmadık umut pompalamak ne de kapkara bir tablo çizmek istediğini söyledi.
Bir gazetecinin "Bugün nerdeyse Crans-Montana görüşmelerinin bitmesinin birinci yılı. Bu konuyla ilgili hisleriniz nelerdir?” şeklindeki sorusuna verdiği yanıtta Cumhurbaşkanı Akıncı, "Kıbrıs’ta müzakereler 1968 yılında başladı. Bu 50 yıllık bu çözümsüzlük olgusuna eklenen bir son yıl oldu ama bu 50 yılda ilk defa garantörlerin de bir araya gelebildiği önemli bir olay oldu. Tabii ki ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığımızı söylemem lazım. Bu noktada mütevazılığa gerek yok. Cenevre, öncesinde Mont Pelerin, sonrasında da Crans-Montana süreçlerinin yaşanmasında Kıbrıs Türk tarafı çok büyük gayretler ortaya koydu. Gerçi Genel Sekreter Eylül 2017 raporunda, sorumluluğu iki toplum liderine eşit şekilde dağıttı. Bize ciddi bir haksızlık yapıldığı kanaatinde olduğumu o zaman da söylemiştim. Şimdi, sorunuz üzerine tekrar ediyorum. Bir yıl önce, bizi 6 Temmuz akşamına götüren süreçte, Kıbrıs Türk tarafı, müzakereler tarihinde birçok ilke imza atarak bu momentumu yarattı ve bunun sonuçsuz dağılmasından en büyük üzüntüyü de herhalde benim duyduğumu tahmin edersiniz”.
"OLAYA 2 KURUCU DEVLETLİ BİR YAPIYI ÖZÜMSEYEN YENİ BİR BAKIŞ AÇISIYLA YAKLAŞMA İNİSİYATİFİNİN GELİŞMESİ GEREK"
Gerçekçi, makul, ayakları yere basan, sadece tek tarafı değil iki tarafı da düşünen, dışlayıcı değil kucaklayıcı, çatışmaya değil işbirliğine önem veren, azınlık-çoğunluk ilişkisini değil; politik eşitliği içselleştiren, devletin tek başına bir toplumun hakimiyetinde değil iki toplumun da ortak yönetiminde olacağı, iki kurucu devletli bir yapıyı özümseyen yeni bir bakış açısıyla olaya yaklaşma inisiyatifi gelişmesinin gerekliliğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, "Bu doğrultuda kısa sürede sonuç odaklı, takvimli bir başlangıç yapalım ve sonunu getirelim" diye konuştu. Lute’un adaya gelişinin sonu gelmez yeni bir müzakere sürecini başlangıcı olarak görülmemesi gerektiğini tekrar eden Cumhurbaşkanı Akıncı, Lute’un adaya gelecek olmasının, "Kısa sürede sonuç odaklı stratejik bir anlayışı pakete dönüştürebilir miyiz ve bu konuda sonuç alabilir miyiz?" sorusuna cevap arayışı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.