EN

Cumhuraşkanı Mustafa Akıncı Yeni Yıl Mesajı

Dilerim ki muhataplarımız da mantık ve gerçekçilik çizgisinde hareket etsinler. Eğer bu olursa Cenevre toplantıları, yarım yüzyıldır Kıbrıs’ta beklenen çözümü sağlayabilecektir.

Sevgili Yurttaşlarım,
Yeni bir yıla, 2017’ye girmeye çok az bir süre kaldı. Geride bırakmakta olduğumuz yılda ne yazık ki dünyamızda birçok yönüyle kötü olaylar yaşandı.
 
Doğal felaketlerin yanı sıra, hiç de doğal olmayan savaşların yol açtığı acılara tanıklık ettik. Yanı başımız Ortadoğu ve özellikle Suriye’de devam eden savaşın yol açtığı yıkım hemen her gün gözlerimizin önünde yaşandı. Avrupa’ya ulaşmak için Akdeniz’de yeterli olmayan deniz araçlarıyla yola çıkan insanların yaşamlarını yitirdiği facialar yine devam etti.
 
2016 yılında terör eylemlerinin, çeşitli ülkelerde ve Türkiye’de masum insanların canını almaya devam ettiğini de gördük. Türkiye’de ayrıca 15 Temmuz günü başarısız bir darbe girişimi de yapıldı.
 
Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken, bizler Kıbrıs’ta yıllardır çözümsüz kalan sorunumuza çare üretmek için var gücümüzle uğraştık.
 
Size verdiğim söze uygun olarak adamızda kalıcı barışın koşullarını yaratma gayreti içerisinde olduk. 2017 yılının barındırdığı olası olumsuz gelişmeleri de dikkate alarak 2016 yılı sonunu çözüm çerçevesinin ortaya çıkarılması açısından bir hedef olarak öngördük.
 
Şimdi vardığımız noktada, 2016 sonu olmasa da, 2017’nin Ocak ayının hemen ilk yarısında, arzu ettiğimiz çözümün çerçevesini çizebilmek adına tüm ilgili tarafların yer alacağı bir Kıbrıs konferansının toplanması ile önemli bir fırsat yaratılmış bulunmaktadır. Bu noktaya varılmasında Kıbrıs Türk tarafı olarak olumlu ve yapıcı katkılarımızın rolünün büyük olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Hepinizin bildiği gibi 9 Ocak tarihinde Cenevre’de öncelikle Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları olarak bir araya geliyoruz.
 
11 Ocak gününe kadar yapacağımız görüşmelerde önemli gördüğümüz ayrılık konularını artık bir uzlaşma noktasına taşıyabilmek için müzakere edeceğiz. Birçok konuda ilerlemeler olduğu gibi, henüz çözüm bekleyen ayrılık unsurlarının olduğu da bir sır değildir.
 
Aynı zamanda iki taraf, 11 Ocak’ta kendi haritalarını ortaya koyacak ve hemen ertesi gün 12 Ocak’ta ise üç garantör ülkenin de katılımı ile güvenlik ve garanti konularının ele alınmasına başlanacaktır.
 
Değerli Kardeşlerim,
Cenevre’de nasıl bir sonucun ortaya çıkacağını şu anda söyleyebilecek konumda değiliz.
 
Ancak biz Kıbrıs Türk tarafı olarak, tüm politik isteklilik ve kararlılığımızla mutabık kalınan parametreler çerçevesinde iki kesimli, iki toplumlu, iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı federal birleşik yeni bir Kıbrıs’ı oluşturmak için Cenevre’ye gideceğiz.
 
Her iki toplumun eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayacakları bir çözümü sağlamak için çaba harcamaya gidiyoruz.
 
Diğer toplumun meşru haklarını da görmezden gelmeyen ama kendi toplumsal haklarımızı da sonuna kadar savunan bir anlayış ve kararlılıkla Cenevre’ye olacağız.
 
Sevgili yurttaşlarım,
Güzel adamızda yeni kuşaklara, genç insanlarımıza yeni bir gelecek inşa etmek sorumluluğu ile karşı karşıyayız.
Bilindiği gibi, benden önceki Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu ve Rum Lider Anastasiadis, mevcut statükonun çözüm olmadığı ve sürdürülemeyeceği konusunda aynı görüşte olduklarını yazıya dökerek 11 Şubat 2014 tarihinde imzalamışlardır.
 
Kurulması öngörülen yeni yapıyı da imzaladıkları bu mutabakat metninde tanımlamışlardır.
 
19 aydır sürdürdüğümüz müzakerelerde, bu çerçeve dahilinde birçok konuda yeni yakınlaşmalar sağlanmıştır.
Şimdi Cenevre’de son ve güçlü bir çabayla, geriye kalan uzlaşma bekleyen konuları da çözmeye çalışacağız. Sona kalan konular genellikle en zor konular olur. Bu nedenle Cenevre’de işimiz elbette kolay değildir. Bugüne kadar olduğu gibi, bu çabada da Türkiye ile yakın iş birliği ve istişare içinde olacağız.
 
Değerli Kardeşlerim,
Cenevre’deki gelişmeler eğer arzu ettiğimiz gibi olumlu gelişir ve tarafların üzerinde uzlaştığı bir çerçeve ortaya çıkarsa, bunun sonrasında, bu çerçevenin içinin doldurulmasına sıra gelecektir.
 
Bu bağlamda federal anayasa, iki kurucu devletin anayasaları, federal yasalar, uygulamaya ilişkin konular gibi hususların hazırlanmasına başlanacak ve bunun sonunda da iki toplumun referanduma giderken tüm ayrıntılar hakkında daha fazla bilgi sahibi olması için gerekeni yapmak söz konusu olacaktır. Her iki toplumun önce bilgi sahibi sonra da fikir sahibi olarak kararını referandum sandığına en sağlıklı şekilde yansıtmasına önem vereceğiz.
 
Bu noktada bir gözlemimi üzüntü ile paylaşmak durumundayım. 
 
Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü içine hala sindiremeyen bazı çevrelerin, ilkesel olarak bir ret cephesi oluşturduklarını gözlemlemekteyiz.
 
Ne var ki, çözümün bazı önemli unsurları henüz karara bağlanmamışken bile, gerek KKTC gerekse Türkiye’de bazı çevrelerce olası bir çözüme karşı peşin hükümlü bir “Hayır” kampanyasının başlatıldığını esefle görüyoruz.
Bunu başlatanlar, siz değerli halkımızın ciddi bir oy oranıyla göreve getirdiği Cumhurbaşkanı olarak şahsımı, iftira düzeyinde suçlama ve karalamalarla itibarsızlaştırma gayretine girmiş bulunmaktadırlar.
 
Bunlar planlı bir eylemin parçaları halinde, burada bazı makam sahiplerini de kullanarak yol almaya çalışmaktadırlar.
 
Önümüzdeki günlerde daha da artması mümkün olan ve Kıbrıs Türk Halkı’nın geleceğine zerrece yararı olmayan bu davranışlar karşısında, uyanık olacağınıza ve kendi iradenize sahip çıkacağınıza kuşkum yoktur.
 
Cenevre’de haklarımızı en iyi şekilde savunup kalıcı ve adil bir çözüme ulaşmak için hazırlıklarımızı sürdürürken, bu tür saldırılara hedef olmamızın hiçbir haklı yanı yoktur.
 
Değerli Kardeşlerim,
Sözlerimin sonunda şunu ifade etmek isterim: Cenevre’de adamızın hak ettiği, gelecek nesillerin barış ve huzur içinde yaşayabilecekleri bir çözüm için samimiyetle çalışacağız. Akıl, mantık yolunda ve vicdanımızın sesine kulak vererek, siz değerli halkımızın beklentileri doğrultusunda kararlılıkla ilerleyeceğiz.
 
Her zaman siz değerli halkımızın bize verdiği yetki ve sorumluluğun bilinci içerisinde olacağız.
 
Dilerim ki muhataplarımız da mantık ve gerçekçilik çizgisinde hareket etsinler. Eğer bu olursa Cenevre toplantıları, yarım yüzyıldır Kıbrıs’ta beklenen çözümü sağlayabilecektir.
 
2017 yılının barışın ve çözümün yılı olmasını yürekten diliyorum.
 
Hepinize yeni yılda en başta sağlık, huzur ve mutluluklar temenni ediyorum.