EN

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Açıklaması

-      “Biz New York’a karşılıklı suçlama amacıyla değil, Kıbrıs’ta çözüme gidecek yolu yeniden açmak için BM Genel Sekreteri ile işbirliği içinde atılabilecek adımları konuşmaya geldik”


 
-      “Sayın Anastasiadis’in, 30 Haziran tarihli belgeden bahsederken, 2’ye 1 dönüşümlü başkanlıktan söz etmemesi, çerçevenin içeriğini kabulde hala zorlandığını göstermektedir”
 
-      “BM Genel Sekreteri’nin BM ilkesine dönüşen parametrelere sahip çıkarak, açıktan tavır alması artık kaçınılmaz hale gelmiştir” 
 
 
Dünyamız bugün global tehditlerle karşı karşıyadır. İklim değişikliğinin yaratmakta olduğu büyük felaketler, din dil milliyet ve cinsiyet farkı gözetmeden tüm insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. Terörizm, yoksulluk, eşitsizlik  dünya insanlığının birlikte mücadele etmesi gereken hususlardır. Bu bağlamda Sayın Anastasiadis’in BM Genel Kurulu’nda bugün yaptığı konuşmanın başında değindiği bu konular, bizim de paylaştığımız hususlardır. 
 
Kıbrıs’ta çözümü sağlayarak bir ortaklık devletinde buluşmak, bu küresel tehditlere karşı birlikte daha etkin mücadele etmeye de yardımcı olacaktır.
 
Amacım, Sayın Anastasiadis’in yaptığı konuşmaya satır satır cevap vermek değildir. Biz New York’a karşılıklı suçlama amacıyla değil, Kıbrıs’ta çözüme gidecek yolu yeniden açmak için BM ile işbirliği içinde atılabilecek adımları konuşmaya geldik. Ancak Sayın Anastasiadis’in bugünkü konuşmasında düzeltilmesi gereken önemli hususlar vardır. 
 
Her şeyden önce Sayın Anastasiadis’in Birleşmiş Milletler’de tek başına kullandığı kürsüde, Kıbrıslı Türklerin de hakkı vardır. Ne yazık ki Kıbrıslı Rum liderler bunu, Kıbrıslı Türkleri 1960 ortaklığından dışladıkları 1963 yılından bu yana tek başlarına kullanma imtiyazını ele geçirmişlerdir. 
 
Sayın Anastasiadis, 45 yıldır kendi ve kendinden önceki Kıbrıslı Rum liderlerin çözüm için uğraşmalarına rağmen, sorunun çözümsüz kaldığını ifade etmiştir. Ancak herkes de bilmektedir ki Kıbrıs Türk halkının çözüm talepleri Kıbrıslı Rum liderlerden gerekli karşılığı bulmamıştır. Bunun yakın tarihteki en önemli iki örneği, 2004’teki Annan Planı referandumu, ikincisi de 2017’deki Crans Montana konferansıdır. 
 
Crans Montana’dan bu yana son iki yıldır referans kavramlarının hazırlanabilmesi için Sayın Anastasiadis’in konuşmasında değindiği üç unsurun altını sürekli çizen Kıbrıs Türk tarafı olmuştur. Bunlar 11 Şubat 2014 Ortak Açıklama Belgesi, bugüne kadarki mutabakatlar ve 30 Haziran 2017 tarihli Guterres Çerçevesidir. 
 
Sayın Anastasiadis’in konuşmasında değindiği Guterres Çerçevesi’nin 30 Haziran 2017 tarihli olduğu gerçeğini geçtiğimiz iki yıl boyunca kabul etmediği ve 4 Temmuz gibi olmayan belgeler icat ederek, bu süre içinde Sayın Lute’un çabalarının verimli olmasını engellediğini bilmeyen yoktur. Bunun yanında yaptığı konuşmasında 30 Haziran tarihli belgeden bahsederken, bu belgenin önemli bir maddesi olan ve siyasi eşitliğin önemli bir göstergesi niteliğindeki 2’ye 1 dönüşümlü başkanlıktan söz etmemesi, çerçevenin içeriğini net bir şekilde kabulde hala zorlandığını göstermektedir.
 
Gerek dönüşümlü başkanlık, gerek kararlara etkin katılım, geçmiş mutabakatlar arasında var olan ve BM parametresi haline dönüşen siyasi eşitliğin önemli ilkeleridir. Hem geçmiş mutabakatları kabul ettiğini söylemek, hem de bu ilkeleri reddetmek büyük bir çelişkidir ve referans kavramlarının oluşumunu olumsuz etkilemektedir. Bu noktada BM Genel Sekreteri’nin BM ilkesine dönüşen bu parametrelere sahip çıkarak açıktan tavır alması kaçınılmaz hale gelmiştir. 
Hidrokarbon konusunda ise yapmış olduğumuz ortak komite önerisi hala masadadır ve bu konuda izlenmesi gereken çıkış yolunu göstermektedir. Doğu Akdeniz’deki enerji politikası adanın her iki toplumunu da ilgilendirdiğine göre, bunun birlikte yönetilmesi ve nimetlerinden birlikte yararlanılması en barışçı ve akılcı yoldur. Bu konunun yapıcı bir şekilde yürütülmesi, tüm taraflara kazanç sağlayacağı gibi bölgenin barış ve istikrarına da katkı yaparak, Türk Yunan ilişkilerini de olumlu etkileyecek bir gelişme olacaktır.
 
İddia edildiği gibi 1974’te değil 1963’ten beri devam eden Kıbrıs sorununun tüm tarafların yararına olacak bir şekilde 11 Şubat 2014 Ortak Belgesi’nde de ifade edildiği gibi iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı iki kurucu devletli yeni bir federal statü ile sonuçlandırılması en büyük temennimizdir. Biz bu yapıcı tutum, siyasi irade ve kararlılıkla böylesi bir geleceği kurmak için BM Genel Sekreteri Sayın Guterres ile iyi niyetle çalışmaya hazırız. 
 
Mustafa Akıncı
Cumhurbaşkanı
 
26 Eylül 2019.