EN

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Dr. Fazıl Küçük’ün 35’inci Ölüm Yıldönümü Anma Programı’nda Yaptığı Konuşma (15 Ocak 2019 - Lefkoşa)

Kıbrıs Türk toplumu için yakın tarih oldukça sancılı geçmiştir. Sömürge idaresi döneminin daha en başlarında, gelecek endişesinin büsbütün sardığı toplum, bu dönemin sonlarından itibarense kendisini giderek can güvenliğinin de tehdit altında olduğu daha da karanlık yılların içerisinde bulmuştur.

Bir yandan özellikle eğitim ve üretim alanında ciddi sorunlar ve zorluklar yaşayan Kıbrıslı Türkler diğer yandan can güvenliklerine yönelik saldırılara maruz kalmışlarıdır.
Bugün huzurunda toplandığımız merhum Doktor Fazıl Küçük, işte bu zor yıllarda toplumuna önderlik yapan oldukça önemli bir şahsiyettir.
Doktor Fazıl Küçük’ün en büyük özelliği, Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesini, sosyal ve ekonomik yaşamdaki zorlukları aşmaya dönük çalışmalarla genişletmeye gayret etmesidir.
Bir yandan Kıbrıslı Türklerin Ada’daki siyasal statülerini geliştirmeye ve toplumunu silahlı tehditlere karşı güçlü kılmaya çalışan Doktor Fazıl Küçük, diğer yandan köylülerin, çiftçilerin ve işçilerin sorunlarıyla da yakından ilgilenmeyi ihmal etmemiştir.
Öyle ki yıllar sonra anılarının toplandığı kitabında Doktor Fazıl Küçük “ Bu eserimi çocuklarıma, torunlarıma, mücadele arkadaşlarıma ve onların çocuklarına, davada bana en büyük hizmeti geçen ve hiçbir zaman yanı başımdan ayrılmayan Kıbrıs Türk halkına ve bilhassa köylüsüne ithaf ediyorum.” demektedir.
Bir hekim olarak özellikle yoksul insanlara verdiği karşılıksız hizmetler onun güçlü toplumcu yanının en belirgin örneğini oluşturmaktadır. Doktor, “halktan birisi” olarak kalmayı başarmış bir liderdir.
Dönemin zor koşullarında ekonomik ve sosyal kalkınma konusunda çaba harcamayı sürdüren Doktor Fazıl Küçük’ün özellikle yobazlığa karşı mücadelesi ve eğitime verdiği önem, en ciddi toplumsal ihtiyacı doğru saptadığının göstergesidir.
Doktorun mücadelesi bugün hepimize ilham kaynağı olacak türdendir. Halkın ihtiyaçları çok yönlüdür ve sorunların tümüyle kararlılıkla mücadele edilmelidir.
Bir yandan, Kıbrıs adasında eşit bir halk olarak özgürlük ve güvenlik içinde yaşamamızı sağlayacak hakkaniyetli bir çözüm için gayretimizi elbette sürdürmeliyiz. Ama öte yandan içerideki sorunların üstesinden gelmek için elbirliğiyle çalışmaktan geri durmamalıyız.
Silahlı tehdit altında olduğu dönemde bile kalkınma ve gelişme çabasından geri durmayan bir halk şimdi oturup bekleme lüksüne sahip değildir.
Ülkemizin özellikle ekonomi, eğitim, sağlık, çevre, trafik ve asayiş konularında kaydetmesi gereken mesafeler vardır. İnançla çalışarak sorunlarımızı aşabiliriz. Başarmamamız için sebep yoktur.
Bu duygularla, en zor yıllarda toplumuna önemli hizmetler veren Doktor Fazıl Küçük’ü saygıyla ve rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun.