EN

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “Erenköy Direnişi ve Erenköy Şehitlerini Anma Günü” Tören Konuşması (8 Ağustos 2019)

Değerli Kardeşlerim,
 
8 Ağustos 1964 tarihi, Kıbrıslı Türkler bakımından son derece önemli bir semboldür. Halkımızın özgürlüğe olan tutkusu bu tarihte daha da anlam kazanarak simgeleşmiştir. 

Yüksek öğrenimlerini yarıda keserek kuşatma altındaki yurt topraklarında cepheye koşan yüzlerce üniversite öğrencisi, bölgedeki diğer mücahitlerle birlikte Erenköy Direnişini toplumsal bir özgürlük mücadelesi olarak tarihe yazdırmıştır. 
Siyasal eğilimleri birbirlerinden çok farklı olan bu gençler Kıbrıs Türk Halkının özgürlük içinde var olması konusunda tam bir görüş birliği içindeydiler. 

Tıpkı bugün olduğu gibi o günlerde de Kıbrıslı Türklerin hürriyetlerine olan düşkünlüğü, partiler ve ideolojiler üstü ortak bir noktaydı. 

O gün karşı karşıya kalınan tehdit, gençleri bütün farklılıklarına rağmen, aynı mücadeleye omuz verme konusunda ortak kılmaya yetmişti. 

Bu mücadeleye havacı arkadaşlarıyla birlikte büyük katkı sağlamış olan Cengiz Topel’in ise Kıbrıs Türk halkının kalbinde müstesna bir yeri vardır. 

Cengiz Topel’e duyulan sevgi ve saygı kuşaktan kuşağa aktarılmakta ve hep canlı tutulmaktadır. 
Bugün buraya gelmezden önce Anıtının yenilenmiş halinin açılışını yaparken, kendisine karşı hiç eskimeyen ve eksilmeyen özel duygularımızı da bir kez daha ifade etmiş olduk.

Cengiz Topel hayatının baharında, henüz 30 yaşında Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesine destek verirken şehit düşen değerli bir Türk pilotuydu. 

Uçağı düşüp esir alındıktan sonraki katledilme biçiminin vicdanlarda açtığı yara çok derindir. 
Cengiz Topel şehit düşmüştür ama mücahit ve öğrencilerin yürüttükleri Erenköy Direnişinin başarıya ulaşmasına büyük katkı sağlamıştır. 

Bu özgürlük mücadelesine canları pahasına katkı koymuş olan Bereketçileri de unutmamak gerekir.
Erenköy Direnişinin önemli kahramanlarından olan Bereketçilerher türlü askeri donanımdan yoksun mücahitlerin ilk silah ve mühimmatlarını getiren Erenköylü balıkçılardır. 

Balıkçı tekneleriyle ilk denemelerinden ve çeşitli badirelerden sonra sevkiyat işine 3 kişiyle başlayan yurtsever balıkçılara daha sonra başkaları da katılmış ve ilkdeniz şehitlerimiz olan iki Erenköylü Bereketçimiz Asaf Elmas ve Hikmet Rezvan’ın kaybına kadar bu sevkiyat küçük teknelerle devam etmişti.

Erenköy Direnişinde şehit düşen 26 kişiden biri olan Şair Süleyman Uluçamgil 19 yaşında yazdığı bir şiirinde yaşama sevincini ve gelecek hayallerini gölgeleyen ölümün yakınlığını şöyle ifade eder:

“Durup dururken simitçi çığlığı gibi 
Aklıma geldi ölüm 
Oysa ki benim Üniversite kapısında 
Dökülen yapraklara şiir yazmaktı 
Düşündüğüm.”

Süleyman Uluçamgil ve onun gibi yüzlerce genç, gelecek hayallerini bir kenara itip, özgürlük için canlarını feda etmeyi göze aldılar. 

Bazı yakın tarih çalışmalarında rahmetli İsmet İnönü’nün, Kıbrıslı Türklerin geleceğini oluşturan eğitimli ve iyi yetişmiş tüm gençlerin aynı anda savaşa gidecek olmasından dolayı kaygılandığı belirtilmektedir. 
Gerçekten de o dönemler Kıbrıslı Türkler açısından her bakımdan bir varoluş meselesiydi. 
Her fırsatta belirttiğim gibi barışın kıymetini en çok, savaşın acılarını çekenler bilir. Kıbrıs Adasının yakın geçmişi kan, göz yaşı ve acı doludur. 

Ne yazık ki savaşın dehşeti bugün coğrafi olarak da Adamızın hiç de uzağında değildir. 
Bu tarihsel ve coğrafi gerçeklikten gerekli dersleri çıkarmak ise tüm bölge halklarının ortak sorumluluğu olmalıdır. 
Kıbrıs’ta da geçmiş acılardan dersler çıkararak iki halkın siyasi eşitliğini, özgürlüğünü ve güvenliğini teminat altına alan bir gelecek kurmak temel hedefimiz olmalıdır. 

Bizler Kıbrıslı Türkler olarak tahakküm altında yaşamaya boyun eğmeyeceğimizi Erenköy’de ve diğer yerlerde gösterdik.
Eşitliğin, insanca yaşamın temel koşullarından birisi olduğunu bilen bir halk olarak azınlık durumuna düşürülmeye asla razı olmayacağımız da bilinmektedir. 

Değerli Kardeşlerim,
Bildiğiniz gibi yarın Sayın Rum Lider Anastasiades ile görüşmemiz gerçekleşecektir. Bu görüşme öncesinde bir kez daha çağrı yapmak istiyorum: Adamızda kalıcı barış ortamını sağlamak için gerekli tavrı sergileme zamanı çoktan gelmiş ve artık geçmektedir. 

Geliniz Kıbrıs’ı gerilimin ve çatışmanın odağı yapmak yerine, barış ve iş birliğinin alanı haline getirelim. Bu, sadece Kıbrıslı Türk lider olarak benim çağrım değil, Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın az önceki konuşmasında da dile getirdiği gibi Türkiye’nin de çağrısıdır.

Birbirimizin haklarına saygı göstererek, potansiyel enerji kaynaklarını, toplumları ayrıştıran değil, ortak yarar paydasında birleştiren bir unsur olarak değerlendirelim. 

Geçmiş kuşakların gençliklerini cephelerde geçirdiği bu Ada’da bugünün gençleri güvenli ve özgür bir gelecekte eşitlik ve refah içinde yaşasınlar.

Bu anlamlı günde bizlerle birlikte olan Türkiye Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’la Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve tüm kuvvet komutanlarına bir kez daha hoş geldiniz diyorum. 
Onların buradaki varlığı aramızdaki güçlü bağların ve dayanışmanın bir göstergesidir.
Sözlerime son verirken; Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini yeniden anımsatmak isterim.

Her alanda güçlü olacağız ve bu gücümüzü kalıcı barışın tesisi yönünde kullanacağız. 
Yeni savaşların kaybedenleri çok olur. Kalıcı, adil barışın ise kaybedeni olmaz.

Bu duygularla, Erenköy Destanını yazan aziz şehitlerimizi rahmet ve saygıyla yad ederken, hayatta olan mücahit gazilerimizi sevgiyle selamlarım.