EN

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hüdaoğlu, Çocuk ve Gençlik Hakları raporlarını açıkladı:

“Çocuklar ve gençler söz haklarına saygı duyulmasını talep ediyor”

“Laf yoğunluğumuz, haklarında görüşler beyan ettiğimiz çocukların sesini bir kez daha bastırmamalı”
 
 Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu, Cumhurbaşkanlığında çocuklar ve gençlerle yapılan iki ayrı çalışma toplantısının, yaygın ve ciddi sorunlarla, kaygıları ortaya çıkardığını belirterek, “Ama sanırım sözünü etmemiz gereken en çarpıcı sonucu; çocukların ve gençlerin söz haklarına saygı duyulması talebidir” dedi.
 
“Çocuklarımız ve gençlerimiz kendilerine yeterince kulak verdiğimiz, onların görüşlerini önemsediğimiz ve kendilerini birey olarak kabul ettiğimiz kanaatinde değildirler” diyen Gürdal Hüdaoğlu, çocuklara kendilerini ifade etme şansı verilmesi halinde
belki de diğer tüm sorunlarını kavrama ve çözmenin mümkün olacağını söyledi.
 
Cumhurbaşkanlığı’nda çocuklar ve gençlerle yapılan iki ayrı çalışma toplantısının sonuç raporunu, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısı ile açıkladı. Basın toplantısına, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşarı Asım İdris ile İlköğretim Dairesi, Ortaöğretim Dairesi, Mesleki Teknik Öğretim Dairesi Müdürleri ve Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler ve Tarih Özel Danışmanı & Teknik Komiteler Genel Koordinatörü Meltem Onurkan Samani de katıldı.
 Çocuk ve Gençlik Hakları Raporlarına İlişkin bilgi aktaran Gürdal Hüdaoğlu, içerisinde bulunduğumuz günün, 1 Haziran Dünya Çocuk Günü olduğuna işaret ederek, “Geçmişi Birleşmiş Milletlerin 1925’te toplanan ‘Çocukların Refahı için Dünya Kongresi’ne dayanan bu günde çocuk haklarının güçlü bir şekilde anlatılması, çocuk sorunlarının ele alınması ve çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için yapılması gerekenlerin gündeme taşınması amaçlanmaktadır” dedi.

 
“İki önemli raporu kamuoyunun gündemine getiriyoruz”
 
Cumhurbaşkanlığının, bugünün ruhuna uygun olarak, çocukların ve gençlerin kendi görüşlerinin ilgili kurumların ve kamuoyunun dikkatine getirilmesi için iki önemli raporu gündeme getirdiğini belirten Hüdaoğlu, şöyle konuştu:
 “Çocuk ve Gençlik Bayramlarının sadece eğlenceye dönük etkinliklerle kutlanmasının yeterli olmayacağına, çocukların ve gençlerin koşullarının daha iyi hale getirilmesi için neler yapılması gerektiğine yoğunlaşmak gerektiğine inanan Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’nın talimatlarıyla iki çalıştay düzenlendi. Çalıştaylarda Cumhurbaşkanımızın eşi, ülkemizde alana ilişkin en deneyimli uzmanlar arasında yer alan Sayın Meral Akıncı yol gösterici oldu.

Çalıştayların ilki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle 26 Nisan 2018’de; ikincisi ise 19 Mayıs Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle 18 Mayıs 2018’de Cumhurbaşkanlığı bahçesinde yapılmıştır.
Çalıştaylar Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile işbirliği halinde gerçekleştirilmiştir. Bakanlığın değerli yöneticilerine; başta Sayın bakan olmak üzere, Sayın Müsteşar’a, Sayın İlköğretim Dairesi Müdürü’ne, Sayın Ortaöğretim Dairesi Müdürü’ne ve Sayın Mesleki Teknik Öğretim Dairesi Müdürü’ne teşekkür ederim. Ayrıca çalıştayların çeşitli aşamalarında önemli katkıları olan akademisyenlere, uzmanlara, eğitimcilere ve Cumhurbaşkanlığı personeline teşekkür ederim.”
 
 Raporlar, ilgili kurumlara ulaştırıldı
 
Çalıştay sonuçlarının özet olarak medya ve kamuoyu ile kapsamlı olarak da ilgili kurumlarla paylaşıldığını; raporların Cumhuriyet Meclisi, Başbakanlık, Yüksek Mahkeme, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ombudsman ve Polis Genel Müdürlüğü’ne ulaştırıldığı bilgisini veren Müsteşar Hüdaoğlu, çalıştaylara 80’i ilkokul; 80’i lise çağında olmak üzere toplam 160 öğrencinin katıldığını, 40 öğretmen ve müdürle eşzamanlı görüşüldüğünü, 40’ın üzerinde moderatör ve raportörün görev aldığını söyledi.
 Ülkede geçen hafta sonunda büyük bir trajedi yaşandığına işaret ederek, Gönyeli’de meydana gelen ve herkesi derinden sarsan olayda hayatını kaybeden minik Ercan’ı bir kez daha rahmetle andıklarını dile getiren Gürdal Hüdaoğlu, şöyle devam etti:
 
“Toplumun bu konudaki arayışından olumlu sonuçlar üretmeye çalışmak gerekiyor          
 “Bu elim olay her ne kadar sıra dışı bir kişisel hezeyan sonucunda meydana gelmişse de bu olaydan hareketle çocuklara ilişkin sosyolojik sorgulamaları da beraberinde getirdi.
Bu trajedi, bir bakıma devlet, toplum ve medya olarak algılarımızı, iş yapma biçimlerimizi ve yerleşik değer yargılarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koydu.
Zaten o günden bu yana herkes bu konuda kafa yoruyor, görüş beyan ediyor. Kimi yaklaşımlar ciddi sorunlar içerse de toplumun bu konudaki arayışından olumlu sonuçlar üretmeye çalışmak gerekiyor.”
 
“Onları yeterince dinliyor muyuz?”

 Gürdal Hüdaoğlu, çocuklar ve gençlerle ilgili konuşurken, onları yeterince dinliyor muyuz diye sorarak, “Laf yoğunluğumuz, haklarında görüşler beyan ettiğimiz çocukların sesini bir kez daha bastırmamalı” dedi.
 
 
 Raporlar, tamamen çocukların ve gençlerin görüşlerini yansıtıyor
 Cumhurbaşkanlığı’nın, Çocuk ve Gençlik hakları çalıştaylarını, seslerinin duyulmasını, sözlerine kulak verilmesini bekleyen çocukların ve gençlerin görüşlerini almak için yapıldığını belirten Gürdal Hüdaoğlu, her iki raporda ifade edilenlerin tamamıyla çocukların ve gençlerin görüşlerini yansıttığını söyledi.
 
“En çarpıcı sonuç; söz hakkına saygı talebi”
 
Hüdaoğlu, iki çalıştayın yaygın ve ciddi sorunları ve kaygıları ortaya çıkardığına işaret ederek,  şöyle konuştu:
“Ama sanırım sözünü etmemiz gereken en çarpıcı sonucu; çocukların ve gençlerin söz haklarına saygı duyulması talebidir. Çocuklarımız ve gençlerimiz kendilerine yeterince kulak verdiğimiz, onların görüşlerini önemsediğimiz ve kendilerini birey olarak kabul ettiğimiz kanaatinde değildirler.
İşte belki de meselenin üzerine giderken başlangıç noktamız tam da burası olmalıdır. Çocuklara kendilerini ifade etme şansı vermemiz halinde belki de diğer tüm sorunlarını kavramamız ve çözmemiz mümkün hale gelecektir.”
 
“Bu türden bir etkinliğe şaşırdılar”
 Çalıştaylara katılan çocukların ve özellikle gençlerin, 23 Nisan 19 Mayıs bayramlarının, eğlence boyutu dışında kendilerine ilişkin konuların ele alındığı bu türden bir etkinlikle değerlendirilmesinin kendilerini mutlu ettiğini ve biraz da şaşırttığını ifade ettiklerini aktaran Gürdal Hüdaoğlu, “Onlara kulak vermeyi ‘şaşırtıcı’ olmaktan çıkarıp ‘olağan’ hale getirmeyi başardığımızda sorunların pek çoğu çözüm yoluna girecektir” dedi.
 Çalıştay raporlarında çocuk ve gençlerin eğitimden istihdama, güvenlikten sağlığa çeşitli alanlara ilişkin gözlem ve görüşlerinin yanı sıra; aile ve toplum baskısından, köken, sınıf ve cinsiyet ayrımından, şiddet ve zorbalıktan kaynaklanan şikayetlerinin sıralandığını kaydeden Hüdaoğlu, bunların tümünün, çocukların ve gençlerin görüşlerini yansıttığını ve bu bakımdan büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi.
 
 “Her biri ile cesaretle mücadele etmek gerekir”
 Çocukların yaşamlarının daha iyi bir noktaya taşınabilmesinin hem devletin özeleştiri yapmasını hem de toplumun gerçeklerle yüzleşmesini gerektirdiğini ifade eden Gürdal Hüdaoğlu, şöyle konuştu:
 “Öyle anlaşılıyor ki doğru yaptığımız şeylerin yanında epey de yanlışlarımız var. Bunları halı altına süpürmeden gün yüzüne çıkarmak ve her biri ile cesaretle mücadele etmek gerekir.
İlgili tüm devlet kurumlarının bu raporlardan yararlanarak daha sağlıklı politikalar üreteceğine inanıyoruz. Cumhurbaşkanlığı olarak bu konunun takipçisi olmayı sürdüreceğimizi belirterek, tümünüze katılımınız nedeniyle teşekkür ederim.”
 
 
Gençlik haklarını oluşturan unsurlar…
Gençlik Hakları Çalıştayı’nın genel sonuçlarına bakıldığında; gençlerin gençlik hakları konusunda bilinç seviyelerinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Var olma hakkı, iletişim hakkı, ülkesel ve yerel karar alma ve uygulama mekanizmalarında söz hakkı, birey olarak kabul görebilme, kendini koruma hakkı ve devlet ve ilgili kurumlar tarafından korunma hakkı, altyapısı yeterli imkanlarda eğitim alma hakkı, üniforma seçme konusunda söz hakkı başlıkları; gençlik haklarını oluşturan unsurlar olarak çalıştay sonucunda göze çarpmıştır.

Sosyal hayat ve iş olanaklarının yanı sıra; eğitim kalitesindeki düşüklükten gençler şikayetçi
Eğitim ve kariyer konuları; gençlerin önem addettiği ve kaygılı oldukları konular olarak ortaya çıkmıştır. Sosyal hayat ve iş olanaklarının yanı sıra; eğitim kalitesindeki düşüklük de gençlerin şikâyetçi olduğu konular olarak karşımıza çıkmıştır.  Gençlerin kendilerini geliştirme anlamında devlet ve eğitim sisteminden yönlendirme/teşvik/imkan/danışmanlık/mentor rolü beklediği açıktır. Gençlerin birçoğu özellikle söz hakkı olmaması /ciddiye alınmama ve kendi hayatlarını belirleyememe konularında sorun yaşadıklarını, köken ayırımcılığı, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, zengin/fakir, köy/şehir, torpilli/torpilsiz gibi ayrımcılıklardan şikayetçi olduklarını dile getirmişlerdir. 
 
Rehber öğretmen kurumunun yetersizliği ön plana çıktı
Bazı erkeklerin kadınlara kıyasla daha ‘az baskı’ altında olduğu ifade edilmiştir.  Gençler arasında taciz olaylarının yaşandığı da bu çalıştay sırasında ortaya çıkmıştır.   Çalıştaya katılan öğrenciler, okullardaki çok kültürlü ortamla ve/veya sorunlarla baş edebilmekte mevcut sistemin yetersiz kaldığı da dile getirilmiştir. Gençler, çalıştayda kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olmakla yükümlü kurumların aslında yetersiz olduğunu ve bu tarz kurumlara güvenemediklerini belirtmişlerdir. Özellikle rehber öğretmen kurumunun yetersizliği ön plana çıkmaktadır

Aile içi şiddet gibi konularda mevcut düzenin gençleri koruyamıyor
Çevrelerinde özgüven eksikliği yaşayıp intihara teşebbüs eden ve/veya çeşitli sebeplerle psikolojik sorunlar yaşamakta olan öğrencilerin varlığı da çalıştayda dile getirilmiştir. Aile içi şiddet gibi konularda mevcut düzenin gençleri koruyamadığı da bu çalıştayda ortaya çıkmıştır. Çalıştaya katılan gençler genel olarak birey olarak kabul edilmeme, ciddiye alınmama ve söz haklarının olmamasından şikâyetçidirler.  Gençlerle ilgili politikalar veya eğitim sistemi belirlenirken gençlerin de görüşlerinin alınmasına büyük önem vermektedirler. 

Gençlerin dilinden ve kaygılarından anlayan bilinçli kurumlara ihtiyaç duyulmakta
Uyuşturucu, şiddet, zorbalık, taciz vb. konulardaki uygulama ve önlemlerin yeterli olmadığını bundan dolayı kendilerini toplum içerisinde güvende hissetmediklerini belirten gençler, özellikle gençlerin dilinden ve kaygılarından anlayan bilinçli kurumlara ihtiyaç duyulduğunu belirtmişlerdir. Cumhurbaşkanlığı'nın Gençlik Çalıştayı benzeri kendilerini ifade ederek seslerine kulak verilecek, görüşlerinin değer ve anlam bulabileceği toplantıların devamlı yapılmasının önemine de vurgu yapılmıştır. 
Güvenlik kurumlarının eksikliğine vurgu yapıldı

Arkadaş grupları arasında yaşanan baskılar, uyuşturucu bağımlılığı vb. psikolojik sorunlarda gençler başvurabilecekleri rehberlik ve güvenlik kurumlarının eksikliğini net bir şekilde ortaya koymaktadırlar.  Gelecekte daha mutlu gençlere sahip bir ülke için gençler önerilerini de sıralamışlardır. Gençlere göre; daha iyi bir toplum için iyi yetiştirilmiş ve yeterli eğitim almış gençler çok önemlidir. Mesleki eğitim konusunda sistemli ve planlı yatırımlar yapılarak gençler için iş çeşitliliği ve olanakları arttırılmalıdır. İşsizlik ve gelecek kaygısının ortadan kaldırılması için devletin gereken önlemleri alması gerekmektedir. Gençlere göre; gençlik politikalarının hayata geçirilmesi ile ilgili kurumlarla yapılara daha fazla bütçe ayrılması yoluyla gençlerin kaygılarının azaltılacağı daha fazla etkinlikler yapılmasının mümkün olabilecektir. Gençlerin yeteneklerini göz önünde bulunduran bir eğitim sistemi oluşturulması ve devlette kayırmacılık ve torpilin ortadan kaldırılması, istihdamlarda adil olunması oldukça önemlidir.
Gençler için aile en önemli kurum
Katılımcı gençlerin değerlendirmeleri sonrasında gençlerin en önem verdikleri başlıklar sırasıyla:
Aile
Kariyer
Eğitim
Sosyal Aktiviteler
Arkadaşlar
İlişkiler  olmuştur. 
Çalıştay sonucunda; gençler en çok ailelerinden en az ise eğitim sisteminden mutlu olduklarını ifade etmiştir.
 
Çocuklar, okula gitme ve okul haklarını sıklıkla vurguladı
Çocuk Hakları Çalıştayı’nın sonucuna bakıldığında ise, çocuk hakları ve sorumlulukları ile ilgili olarak eğitim öğretim hakkı, oyun oynama hakkı, özel gereksinimli çocuk hakları, aile ve devletin sorumlulukları, sağlık hakkı ve maddi destek konularında görüşler belirten katılımcı öğrenciler, okula gitme ve okul haklarını sıklıkla vurgulamaktadır.
Ders yüklerinin ağır olmasına dikkati çeken çocuklar, yeteri kadar oyun oynayamadıklarını, sokak ve parkların kendileri için güvenli olmadığını düşünmektedir.
 
Sevgi ihmali ve yalnız bırakma
İhmal ve istismar ile ilgili olarak, özellikle temel ihtiyaçların ihmali, sevgi ihmali ve yalnız bırakılma, özel alanların istismarı, fiziksel istismar, görmezden gelinme ve değersizlik konularında vurgular yapan katılımcı öğrencilein, bebeklerin beslenmelerine önem verilmediği takdirde bebeklerin ihmal edilmiş olacağı farkındalığına sahip olduğu da çalıştayda gözlemlenmiştir. Ayrıca öğrenciler, fiziksel ihmalin yanında çocukların duygusal ve sosyal olarak ihmal edilebileceğini düşünmektedir.
 
Çocuklar umursanmadıklarını düşünmekte
Katılımcı öğrenciler, bazen ailelerinin, çevrelerinin ve öğretmenlerinin kendilerini umursamadığı, önemsemediği ve dinlemediği görüşündedir. Görüş bildiren çocuklar, zaman zaman kendileriyle değil başka şeylerle ilgilenen yetişkinlerden bahsederek, sevgi ihmaline ve yalnız bırakılma korkusuna vurgu yapmaktadır.
Katılımcı öğrencilerin bazıları arkadaşlarının kitap, çanta gibi kırtasiye malzemelerine bile sahip olamadıklarından yakınmakta, bu durum çocuklar için eğitim öğretim hakkının nasıl algılandığını gözler önüne sermektedir.
 
Engelli çocukların yardım ve destek bulmaları
Katılımcı öğrenciler, bazı zamanlar sadece sınıfta ders işlemelerinden ve sınıftaki öğretimin düz anlatım olmasından sıkıldıklarını, özellikle teneffüse çıkmalarının bir hak olduğunu, oyun oynamanın kendilerinin doğal hakları olduğunu söylemektedir.
Bunların engelli çocukların da haklarının olduğunu ama engelli çocukları dışarıda pek göremediklerini belirten çocuklar, engelli çocukların yardım ve destek bulmaları halinde her şeyi başarabileceklerini ifade etmiştir.
 
Çocukların gözüyle ailenin ve devletin sorumlulukları
 
Ailelerin ve devletin sorumlulukları olduğunu söyleyen çocuklar, ailenin sorumluluklarına örnek olarak, çocukların güvenliğini sağlama, bakım, okula götürüp getirme, çocuklara her konuda yardım etme davranışlarını, devletin sorumluluklarına örnek olarak ise fakir çocuklara yardım, yemek ve konut yardımını vermiştir.
Sağlığın önemine de vurgu yaparak, sağlıklı büyümenin bir mutluluk kaynağı olduğu, öğrencilerin hastalıklara karşı aşılanmasının önemli olduğu yönünde görüşler bildiren katılımcı öğrenciler, fakir çocukların sadece evde oturup sosyalleşemeyeceğini ve beslenemeyeceğini, çocukların sağlıklı sosyal, mental ve bedensel için ailelere sürekli ve kurumsal destek verilmesinin gerekli olabileceği görüşlerini de paylaşmıştır.
 
Dolaplarının karıştırılmasından rahatsız
 
Katılımcı çocuklar, özel eşyalarının ve dolaplarının karıştırılmasından rahatsızlık duyduklarını belirtmekte, özel alanlarının gizli kalması gerektiği ve aşırı kontrolcü ebeveynlerin olduğunu vurgulamaktadır. Bu görüşü bildiren öğrencilerin özel alanlarının istismarı ve helikopter anne-babalık konularında oldukça şikâyetçi oldukları gözlemlenmektedir.
 
Fiziksel istismara ve şiddet olaylarına vurgu
Görüş bildiren öğrenciler, zaman zaman çevrelerinde şiddet içeren olaylar gördüklerini söyleyerek, fiziksel istismara ve şiddet olaylarına vurgu yapmaktadır.
Çocuklar şiddet, ihmal, istismar ve her türlü tehlikeye karşı korunmalarının hakları olduğunu ifade etmektedirler.
Öğretmenlerin kendilerine cevap vermemesinden ve öğretmenlerin kendilerini görmezden gelmesinden dolayı kendilerini değersiz hisseden katılımcı öğrenciler de mevcuttur.
 
İnternette kötü fotoğraf ve şiddet içerikleri ile karşılaşıyorlar
 
Okul, internet ve çevre güvenliği ile ilgili olarak okul ortamında güvenlik, internet ortamında güvenlik ve çevre güvenliği konularında görüşler bildiren katılımcı çocuklar, okullarında ve sınıflarda güvenli hissettiklerini belirtmiştir. Buna karşın bazı durumlarda internet ortamlarının güvenli olmadığını, kötü fotoğraflar gördüklerini, şiddet içeren içeriklerle karşılaştıklarını da belirtilmektedirler.  Görüş bildiren çocuklar, anne-babalarının ve tanıdıkları kişilerin yanında oldukça güvende hissettiklerini ifade etmiştir.
 
Çocuklar düzgün davranışlar için yaşanan deneyimlerini örnek alıyor
 
Katılımcı çocuklar adalet konusundaki görüşlerini genel olarak iyi insan olmak, dürüst olmak, adil davranmak ve saygılı olmak gibi kavramlarla ifade etmişlerdir. Örnek alınan güzel davranışlar konusunda, çocuklar, özellikle annelerinin ve öğretmenlerinin davranışlarını örnek aldıklarını belirtmektedir.  Görüş bildiren çocuklar, aile içi yardımlaşma döngüsü hakkında çokça örnek vermektedir. Aile içinde herkese ve tüm arkadaşlara yardım etmenin ne kadar erdemli bir davranış olarak algılandığı katılımcı ifadelerinden anlaşılmaktadır. Katılımcı çocukların çok büyük bir kısmı yardımlaşmanın değerinin farkındadır.
 
Anne babaların uyarıları ile ilgili olan sorumluluklar
Görüş bildiren çocuklar, derslere çalışmadıkları takdirde düşük not aldıklarını ama bu durumu çalışarak, sorumluluklarının bilincinde olarak düzeltebileceklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca katılımcı öğrenciler, çocukların ev ödevi sorumluluğu olduğunu, yetişkinlerin ise iş hayatında sorumlulukları olduğunu belirtmektedir. Özetle, sorumluluklar konusunda çocuklar okuldaki davranışlarını ve anne babaların uyarıları ile ilgili olan sorumluluklarını ön plana çıkarmışlardır.
 
Özür dileme konusunda hassaslar
 
Görüş bildiren çocuklar, spor etkinliklerinde veya kantin sıralarında yaşanan olaylar sonucunda ya da bir arkadaşlarını üzdüklerini anladıkları durumlarda hatalarının farkına varıp özür dileyebildiklerini sıklıkla ifade etmişlerdir.
Kısacası, özür dileme konusunda çocukların çok hassas oldukları görülmektedir. Çocuklar, yanlış yapıldığında özür diliyorlar veya özür dilenmesini bekliyorlar.
 
Farklılıklar
Farklılıklar konusunda alınan görüşlerde karakter farklılıkları, fiziksel farklılıklar ve bireysel zevkler vurgulanmıştır. Katılımcı çocuklar duygusal, psikolojik, bireysel zevk, sosyal statü, damak tadı, hobi, zekâ, saygı, değer, ahlak ve fiziksel özellik açısından kendi farklılıklarını ifade etmektedirler. Ayrıca çocuklar, akranlarının kendilerinden farklı olmasını yargılamadıklarını ifadeleriyle yansıtmıştır.
 
Çocuklar yakın çevrelerindeki büyüklerin davranışlarını önemsemekte
Çalışmaya katılan çocuklar, nasihat, öğüt ve şartlı ödüllendirme vaatlerinden ziyade aile ve yakın çevrelerindeki büyüklerin davranışlarını çok daha fazla önemseyip dikkate almaktadır. Temiz çevrede yaşama hakları olduğunun bilincinde olan çocuklar, savaş ve her türlü çatışmadan uzak yaşama taleplerini de ifade etmişlerdir.