EN

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu’nun Açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu’nun Açıklaması

Bir yandan Kıbrıs sorununu çözmek adına müzakereler sürerken öte yandan da Güney Kıbrıs’ta seçim sürecine girildiği bilinmektedir. Mayıs ayına kadar geçecek zaman diliminde Rum liderlerin kendi toplumlarını tatmine yönelik mesajlar vereceği ve seçim günü yaklaştıkça bunun dozunun artacağı da anlaşılmaktadır. Temennimiz bu süreçte sorumlu davranılması ve çözüm sürecine zarar verebilecek söylemlerden ve çarpıtmalardan uzak durulmasıdır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Akıncı’nın pozisyonu, seçime girerken halkımıza açıkladığı gibi var olan mutabakatları reddetmemek, aksine bunları zemin kabul ederek ilerlemek olmuştur. Bu bağlamda, 11 Şubat 2014 mutabakatı önemli bir belgedir ve müzakereleri o çerçevede yürüttüğümüz ortadadır. Yönetim ve Güç Paylaşımı, Ekonomi, AB ve Mülkiyet başlıklarında ciddi ilerlemeler sağlandığı da bir gerçektir. Yeni devletin nasıl ortaya çıkacağı konusu yıllardır hep tartışılan ama sonuçsuz kalan bir konudur. İki taraf birbirini tanımadığına göre ve iki ayrı egemen devletin konfederasyonunu müzakere etmediğimize göre iki Kurucu Devletli Birleşik Federal Kıbrıs’ı oluşturacağımız tabiidir. 11 Şubat 2014 mutabakatı da çok net olarak bu çerçevededir. Ancak bu durum yıllardır dışlandığımız ve sadece Rum toplumunu temsil eden mevcut “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni bizim de kabul ettiğimiz ve onu tadil etmekle uğraştığımız anlamına gelmemektedir. Tam tersine Cumhurbaşkanımızın çeşitli vesilelerle açıkladığı üzere, biz çözümle yeni bir yapıyı yaratacağız. Cumhurbaşkanımızın 1 Eylül 2015 tarihli açıklamasında ifade ettiği gibi “…Bu yeni oluşacak yapı - ki ismiyle, bayrağıyla her şeyiyle yeni bir yapı olacak- federatif bir yapı olacak. Ama bu yeni yapı gidip de yeniden BM’ye üyelik ve tekrardan AB’ye üyelik için başvurmayacak. Oralarda da eskisi yerine bu yeni yapı yerini alacak. Olay budur. KKTC kendi, her şeyiyle bir yapıdır. Ben de bu yapının Cumhurbaşkanıyım. Bu yapı da kendini yeni bir yapılanma içinde bulacak. Buranın Kurucu Devleti haline dönüşecek. Tıpkı şu anda sadece Rumların yönetiminde olan yapının da, gene Rumların yönetiminde bir Kurucu Devlet yapılanmasına dönüşeceği gibi ve bu iki yapılanmanın yaratacağı federal bir ortaklıkta bizim yerimizi alacağımız gibi… Kıbrıs’ta gerekli olan budur.” Cumhurbaşkanımızın kamuoyuna defalarca açıklamış olduğu bu pozisyon son derece açıktır ve bunu kimsenin çarpıtmaya hakkı yoktur.

Bir diğer önemli husus ise şudur: Annan Planı’na %75 oranında “Hayır” diyen Rum çoğunluğunun hiç olmazsa büyük bir bölümünün çözüme kazandırılması elbette önemlidir. Ama bir diğer önemli nokta daha vardır. O da yıllar önce çözüm için yollara dökülen ama karşılık bulmayan Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğunun çözüme kazandırılması zorunluluğudur. Cumhurbaşkanlığımız olaya bu çerçevede bakmaktadır.