EN

"Rum Liderin Yarattığı Bu Durumu Düzeltmek Kendi Elindedir"

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugünkü liderler görüşmesi sonrası basına yaşananlarla ilgili açıklamada bulunarak, soruları yanıtladı.

Sözlerine “Bugün bildiğiniz gibi ara bölgede Sayın Anastasiadis ile BM’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde görüşmemiz vardı. Görüşmeye giderken daha önce yaptığım açıklamalara uygun çerçevede Güney Kıbrıs Rum Meclisi’nde alınmış olan Enosis Plebisitini okul programına alarak bunu anılacak, kutlanacak olaylar listesinin bir parçası yapmış olmalarının getirdiği sorunu, yarattığı sıkıntıyı ve özellikle toplumumuzdaki büyük hayal kırklığını konuşmak için gideceğimi açıklamıştım” diye başlayan Akıncı, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:
“Önceki gün yapılması gereken teknik düzeydeki müzakereciler toplantısının iptal edildiğini çünkü bu şekilde ortaya çıkan bir konuyu ancak politik düzeyde ele alabileceğimizi o nedenle teknik konuların konuşulacağı öylesi bir toplantıya bu aşamada gerek duyulamayacağını belirterek bu toplantının yapılmamasını istemiştik ve bu şekilde gerçekleşti ama geçtiğimiz yıl Sn. Anastasiadis’in yaptığı benzeri protestoda bulunmak yerine bu konuyu gidip yüzyüze konuşmanın daha doğru olacağını değerlendirdiğimiz için bu toplantıya gittik.”
 
“BİZ AYNI YOLU TERCİH ETMEDİK”
Cumhurbaşkanı Akıncı geçen yıl mayıs ayında İstanbul’da yapılan uluslararası bir toplantının yan bir unsuru olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Sn.  Erdoğan’ın düzenlediği bir yemeğe katılmasını mazeret göstererek Sn. Anastasiadis’in müzakere görüşmesini iptal ettiğini hatırlattı ve “Biz bunu tercih etmedik, bu toplantıyı boykot etmedik tam tersine yaşanına sorunu ele almayı daha doğru bir tavır olarak benimsedik” dedi.
Bugünkü toplantının başında Enosis Plebisiti ile ilgili alınan kutlama kararının Kıbrıs Türk tarafı açısından ifade ettiği anlamı ve yarattığı sıkıntıyı izah etmeye çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şunları söyledi:
“Şu anda iki toplum arasında varolmayan karşılıklı güvenin yaratılmasının ne kadar önemli olduğu ortada iken ve mart ayında bir Kıbrıs konferansının devamını planlarken bu iki toplum arasında eksik olan karşılıklı güveni bir barış kültürü ile pekiştirmenin ne kadar gerekli olduğu ortada iken ve bunu en fazla eğitim aracı ile genç kuşaklara aşılamamız gerektiğinin bilincinde olmamız gerektiği çok net bir şekilde biliniyorken ve sırf bu amaçla iki toplumlu eğitim komitesini bile birlikte oluşturmuşken yaşanan bu olayın ne kadar talihsiz olduğunun altını çizdim.”
Cumhurbaşkanı Akıncı, tüm bunlar varken böyle bir kararın Elam gibi bir parti vesilesiyle yapılmış olmasının ve buna Sn. Anastasiadis’in partisi DİSİ’nin doğrudan destek olmasının ve genel kurulda da çekimser kalarak dolaylı olarak da olsa destek vermesinin Kıbrıs Türk toplumunda büyük bir tepkiye neden olduğunu söyledi.
 
“KENDİ İÇLERİNDE BİLE CİDDİ RAHATSIZLIKLARA NEDEN OLDU”
Bu konunun Rum toplumunun kendi içinde bile ciddi rahatsızlıklara neden olduğunu gözlemlediklerini Anastasiadis’e ilettiklerini belirten Akıncı, Enosis fikri ve o fikrin yarattığı olayların Kıbrıs trajedisinin en önemli sorumlusu olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Akıncı şunları kaydetti:
“Biliniyor ki tarihsel geçmişi bu hadisenin rum eğitim sisteminin bir parçasıdır ve müfredatında yer almaktadır. Fakat bunu kutlanacak, onore edilecek bir olay olarak nitelendirip, anılacak olaylar listesine dahil edilmesi çok daha farklı bir olaydır. Burada bizim toplumumuzun hislerine saygı gösterilmemiştir ve bunun Rum tarafınca çok iyi anlaşılması gerektiğinin altını çizdik bu konuşmamızda.”
Cumhurbaşkanı Akıncı Rum tarafının da farklı hassasiyetlerinin olduğunun bilinciyle 20 temmuz olaylarında sorumlusu olmamakla birlikte yine 15 temmuz darbesi sonucu olduğu çok açık olarak bilinen bir gerçek iken, 20 Temmuz konuşmasında Rum toplumunun da acılar çektiğini vurguladığını, acılarını görmezden gelmediğini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı  yaşanan tüm bu gelişmelerin kendilerinden önce yer almış olaylar olduğunu ve bu kutlamaları elbette orada ve burada devam etmekte olduğunu belirterek,  şunları vurguladı:
 “Bizim dönemimizde, Kıbrıs Türk tarafında yeni bir unsur eklenmemiştir. Zaman zaman gördüğüm yanlış noktalara ben karşı çıkmışımdır. O konuda pozisyon almayı hiçbir zaman ihmal etmemişimdir. Çok ciddi bir olayda ne yazık ki aynı davranış biçimini sn. Rum liderde görmedik ve bunun bizde yarattığı hayal kırıklığını bugün kendisine iletmiş olduk.”
“ÇOK YANLIŞ BİR MESAJ”
Tüm kamuoyu yoklamalarının Rum tarafında çözüme en uzak toplum kesitinin genç kuşaklar olduğunu gösterdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı bu gençlerin yetişmekte olduğu okullara böyle bir olayın iletilmesinin çok yanlış bir mesaj anlamında olacağını ve bunun tüm yapılan çalışmalara ve BM Genel Sekreteri’nin açıklamalarına ters olduğunu bu konuşmada kendisine ilettiğini söyledi.
“Biz ortak bir gelecek kurmaya çalışırken, yaratılan bu olayın mutlaka düzeltilmesi gerektiğini ve Kıbrıs Türk halkının gelecekteki ortağımızın liderini Elam gibi bir yapıyla elele görmek istemeyeceğimizi çok net kendisine ifade ettim,” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı bu konuda net bir pozisyon almak ve bu karara karşı olduğunu çok açık bir şekilde kanıtlamak ve bu kararı geçersiz kılacak bir adım atmasını Kıbrıs Türk toplumunun Sn. Anastastasiadis’ten beklediğini kendisine ilettiklerini söyledi.
 
“DİNLEMEK YERİNE 5 SAYFALIK BİR METİN İLE GELDİ”
Sn. Rum liderin açık kalbi vicdani ve beyni ile kendilerini dinlemek yerine önceden hazırladığı 5 sayfalık bir metin ile geldiğini anlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, Anastasiadis’in kendi argümanlarını aktardığını söyledi. “Bizim 20 Temmuz ve 15 Kasım’a kadar hatta Türkiye’den gelen su konusu gibi birçok gerekçe ile kendisi de eğer isteseydi bu müzakereleri baltalayabileceğini söyledi.   Bir sürü mazaret üretti. Açıkçası bizi can kulağıyla dinleyip, hislerimizin ne anlama geldiğini kavrayacak bir davranış biçimi içerisinde kendisini göremedik” dedi.

Rum liderin toplantıda bu kararı onaylamadığını da söylediğini belirten Akıncı, “Biz de tam da bu noktada madem ki onaylamıyor bunu çok rahat bir şekilde kamuoyuna söylemesinin gerekli olduğunu ve bunu yapacağını beklerken ve bunu geçersiz kılacak ikinci bir adımı da atacağını beklerken  maalesef o konuda hiçbir güvence vermedi, en ufak bir mesaj vermedi bizlere,” şeklinde açıkladı.

Cumhurbaşkanı Akıncı açıklamasına şöyle devam etti:
“Kendisi de konuşmasını yaptıktan sonra ona da gereken cevapları verdikten sonra sn. Eide’nin konuyu toparlama açısında yaptığı bir açıklama vardı, doğmuş olan Kıbrıs Türk tarafında yaratılan algının bir şekilde düzeltilmesi gerektiğini anlattığı bir noktada sn. Rum lider büyük öfke içerisinde söyleyecek bişeyim yoktur diyerek kapıyı da sert bir şekilde vurup çıktı. O noktada başka yapacak birşey kalmadı çünkü o toplantının saygı çerçevesinde devam etmesi gereken atmosferi o noktada bittiği için biz de o toplantıdan ayrıldık ve buraya geldik.”
 
“ZAMAN ZAMAN FEVRİ DAVRANIŞLARI OLUYOR”
Rum liderin zaman zaman fevri davranışları olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, bugünkü toplantıdaki bu davranışın bardağı taşıran davranış olduğunu ve bunu tolere etmenin mümkün olmadığını açıkladı.  Toplantılardaki en önemli şartın orada bulunanlara karşılıklı saygı içerisinde bulunmak olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Akıncı, bugünkü toplantıdan hemen sonra Rum tarafında bir “Akıncı toplantıyı terk etti” diye koronun başladığını gördüklerini söyledi ve toplantının bu kısmını mecburen basına anlatmak zorunluluğunun doğduğunu söyledi.  Cumhurbaşkanı, “Toplantıya yönelik yapılmış bu saygısızlığı kabul etmemiz kesinlikle mümkün değildir ve herkesin tavırlarına dikkat etmesi gerekir. Bu da çok açık ve nettir” dedi.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk halkı ve onun yetkilendirdiği kişi olarak Cumhurbaşkanı olarak müzakerelerde Kıbrıs Türk toplumunun lideri sıfatımla bulunduğu hiçbir ortamda saygı çerçevesi dışına çıkmadığının altını çizen Akıncı şunları kaydetti:
 “Karşımda oturanlar bir başka toplumu temsil etmektedir ve yanda oturanlar BM camiasını temsil etmektedirler. Çözüm perspektifi içerisinde bir gün bile şaşmadan tüm iyi niyetimizle ve her zaman altını çizerim karşılıklı kabul edilebilir nitelikte olacak çözüm için bugüne kadar tereddütsüz, var gücümüzle çalıştık, her türlü eleştiriye rağmen çalıştık. En ağır ithamlar pahasına çalıştık. Süreci 20 ayda önemli noktaya taşıdığımıza inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Akıncı gelinen noktada, Kıbrıs konferansını Cenevre’ye taşıyıp son rötüşlerin yapılmasını ve son anlaşmazlık noktalarında bir yere varmanın hedeflendiği bir ortamda yeniden Enosis duygularını çağrıştıracak ve okullara bunu enjekte edecek davranış karşısında sessiz kalmanın mümkün olmadığını söyledi. 
“Bu konuyu abarttığımız, aşırı tepki gösterdiğimiz söylendi bugün, ben buna inanıyorum ki tepkimiz az bile oldu,” diyen Akıncı tüm bu acıların ve trajedilerin sorumlusu olan Enosis idealini kutsayacak bir olaymış gibi okulun anma günleri listesine böyle bir zamanda müzakerelerin en kritik safhasında almanın hiçbir mantığının ve olumlu gerekçesinin olamayacağını söyledi. 

Cumhurbaşkanı Akıncı sözlerine şunları ekledi:
“Bunu anlayıp düzeltmek ve süreci daha ileriye taşımak Rum liderliğinin elindeyken bugün bunun tersi bir davranışta ile karşılaştık. Kapıyı bu şekilde çektiler gittiler ve adını da “Akıncı terk etti” diye koydular, hayır biz terk etmedik. Biz müzakere sürecini terk etmedik. Çünkü biz gerçekten çözüm isteyen tarafız. Ancak müzakerelerin de bir adabı vardır ve herkesin riayet etmesi gerekir. Bunun dışında, kendi elleriyle yaratıtıkları bu durumu kendi elleri ile düzelttiklerinde kapı açıktır. Çekip gittikleri kapıyı açmak yine kendi ellerindedir. Kıbrıs’ın her iki tarafında da gerçek anlamda çözüm isteyen insanlar Rum liderliğinden bunu beklemektedir. Yaratılmış olan bu yanlışın düzeltilmesini beklemektedir. Bizim de beklentimiz budur.”

“SÜRECE BÜTÜN KAPILARI KAPATMAK İSTEMİYORUM”
Cumhurbaşkanı, bir gazetecinin “Geçmişte müzakereler Mont Pelerin’e giderken karar aşamasına gelinmişti. Rum lider mola istedi. Daha sonraki toplantında Yunanistan mola istedi. Bunlara hep müsamaha gösterdiniz ama karar aşamasına gelindiğinde karşı taraftan hep farklı tavırlar ve adımlar görüyoruz. Bunu sadece seçimle bağdaştırmak mümkün müdür? Yoksa aslında bu daha planlı ve çözüm istemeyen bir tavrın yansıması mı” yönündeki soruya verdiği yanıtta, “Haklısınız. Mont Pelerin’den bir 10 günlük ara istendi” dedi.

Bu konuda çok olumlu davrandıklarını anımsatan Akıncı,  “O davranışımızı bile eleştirenler, yanlış anlayanlar oldu” diye konuştu.
Gelecekte bir ortaklık kurmayı hedefledikleri bir toplumun liderinin zaman istemesine saygıyla yaklaşarak gereğini yaptıklarının altını çizen Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sonra dediğiniz gibi Yunanistan bu kez ben hazır değilim, zamana ihtiyacım var dedi. 10 gün ile başladı o da. 5 günde uzlaştı konferans. Dolayısıyla 18’inde bu teknik düzeydeki konferans da gerçekleşti. Şimdi geldiğimiz noktada ben bütün müzakere sürecine, bütün kapıları kapatmak istemiyorum. Çünkü Kıbrıs’ın bir çözüme ihtiyacı olduğunu ben değerlendirmeye devam ediyorum. Ama şunun altını da çizmem lazım; bir çözüm tek taraflı gelmez. Buna tüm tarafların hazır olması ve önceliklerini belirlemesi gerekir. Rum tarafının önceliklerinde, önümüzdeki aylarda bir kayma olacağını zaten değerlendiriyordum. Bunu defalarca söyledim. Şimdi Şubat ayının işinin içinde, böyle bir karar komitede doğrudan destek, genel kurulda da dolaylı destek veren bir parti, bu olayı benimseyenlerden bir şey bekliyor demektir. Ve eğer bu parti doğrudan Rum toplumunun lideriyle doğrudan çok yakından ilişkiliyse, bu bizi çok yakından alakadar eder demektir. Dolayısıyla rahatsızlığımızın büyüklüğü bundandır. Konunun DİSİ’yi ilgilendirmesi ve DİSİ’nin de doğrudan Sayın Anastasiadis ile ilişkili olması bizi son derece tedirgi etmiştir. Olayın vahamiyetinin dışında bunlar ek unsurlardır. Yoksa kimden gelirse gelsin zaten vahim bir olaydır. Yanlış bir olaydır. Bu bugünlerde değil sadece, hiç bir zaman gündeme getirilmemesi gereken bir olaydır. Bazı sözcüler güney diyorki bunun zamanlaması yanlış oldu. Yani daha uygun bir zamanda yapılabilirdi. Hayır. Bunun zamanlaması değil. Bu hiç bir zaman yapılmaması gereken bir işlemdi. Adım adım gideceğiz. Adım adım gelişmeleri değerlendireceğiz. Bugün,  yapmamız gereken bu idi. Başka bir konu görüşemezdik zaten. Gittik konuştuk. Beklediğimiz sonuç bu değildi. Biz sayın liderden daha anlayışlı olmasını beklerdik. Bu konudaki Kıbrıs Türk hassasiyetlerine, hatta kendi toplumunun içinde doğan hassasiyetlere de daha çok dikkat etmesini beklerdik. Maalesef bu olmadı. Temenni ederim ki bugün yaşananlardan sora daha serin kanlılıkla baksınlar ve doğru değerlendirmeyi yapsınlar.”

“BİZE SÖYLEDİĞİNİ ÇIKIP İZAH ETMELİDİR”
Başka bir gazetecinin “Bu Enosis ruhuna rağmen siz görev süreniz içerisinde Rum tarafıyla gerçekten bir çözüme inanıyor musunuz?” yönündeki sorusuna verdiği yanıtta, bir çözüm için politik kararlılık ve siyasi iradenin gerekli olduğunu belirten Akıncı, “Bu yoksa konuların etrafında dolanırsınız” dedi.
Gelinen aşamada bir çok konunun aşıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, artık ihtiyaç olanın zaman değil irade olduğunu belirtti.
Bu iradenin de olmadığı sürece, bir sonuca varmanın mümkün olmadığının altını çizen Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm toplumun Enosis peşinde koştuğu yönünde değerlendirmem yoktur. Ama bazı politik gruplar vardır ki Enosis’i, aşırı sağ ve ırkçı felsefeyi kendine şiar edinmiştir. ELAM bunlardan bir tanesidir. Küçük olabilir. gibi küçük bir grup olabilir ama büyüğü peşinden sürüklemiştir. İngiltere’den örnek verecek olursak, UKİP partisi küçüktür ama peşinden Birleşik Krallığı Brexit’e taşımıştır. Geçen gün parlamentoda oylama oldu. Muhafazakarlar, İşçi Partisi hepsi çok büyük bir çoğunlukla AB’den ayrılmayı onayladılar. Ama başlangıçta onların gerçek fikri bu değildir. Ancak iş o noktaya kadar geldi. Dolayısıyla ELAM, belki çok küçük bir gruptu ama şimdi parlamentodadır. İşte bu nedenlerdendir ki ben bir caydırıcı unsur olması gerektiğinin altını çiziyorum ve bunun da Türkiye olması gerektiğini vurguluyorum. Çünkü Rum tarafında bu gruplar göreceli olarak küçük olsalar bile aslında bir araya geldiklerinde ELAM’dan başlayarak DİKO’ya kadar olayı getirirseniz, ki DİKO, ELAM’ın aynısıdır demiyorum.  Ama iki kesimli, iki toplumlu federasyona prensip olarak karşı çıkmakta birleşiyorlar. Ve bu birleşen grup yüzde 35-40’a kadar varabiliyor. O nedenle biz bir caydırıcılığa ihtiyacımız vardır noktasında güvenlik ve garanti konusunda yaklaşıyoruz ve Türkiye’nun bu konudaki varlığını istiyoruz. Tam da bu noktada böyle bir eylem yapmak suretiyle, böyle bir karar da geçirmek suretiyle Kıbrıs Türk tarafının ne kadar haklı olduğunun da altını çizdiler. Bu da işin diğer yönüdür. Dolayısıyla yapılan bu iş küçük bir grup tarafından tetiklenmiş olsa da, büyük bir parçayı da beraberinde götürmüş olması anlamında önemlidir. Eğer Rum toplumunun gerçek anlamda hassasiyetlerini teşkil etmiyorsa bu hadise, düzeltmek Rum toplumunun elindedir. Bize söylediğini, yani bu işe ben karşıyım, bunu çıkıp izah etmeli ve yanlışlığını anlatmalı, bunu ortadan kaldıracak kararları da çekinmeden almalıdır.”
 
“RUMLARIN YANLIŞLARINA GÖZ YUMMAYACAĞIMIZI HERKESİN GÖRÜP ANLAMASI LAZIM”
“Ben hep bu konuda olaylarla, gelişmelerle, davranışmalarla ilişkilendirerek duygularımı belirlerim. Ta işin başında buna yüzde yüz inanırım, bu iş olacak demek yerine ihtiyatlı iyimserliğimi her zaman korudur. Şu anda da bu anlattığım çerçevede bu gelişmeler olduğu taktirde, hataları düzeltme imkanı bulunabilir. Yanlışlardan dönmek de bir erdemdir. Rum liderin yapması gereken budur. Bize de, dünyaya da, kendi toplumuna da bu gibi konuların artık kendi toplumunda da prim yapmadığını kanıtlamak kendi elindedir.  Atacağı adımlarla bunu göstermek durumundadır. Aksi taktirde bu tam tersi algıların daha da perçinlenmesine neden olacaktır. Kişi olarak benim umutlu olup olmamamdan ziyade, asıl olan pratikte ne olduğudur. Yoksa hayal aleminde yüzebilirsiniz. Ben bu konularda ihtiyalı olmanın doğru olduğu kanaatindeyim. Yapılması gerekenin ne olduğunu da biliyorum. Kıbrıs’ta bugün tamamen çözümsüzlüğü hedefleyen anlayışlara kendimizi kaptırmamamız lazım. Çözüm için uğraşlarımızı sürdürmemiz lazım. Ancak bunun gelişi güzel bir çözüm olmayacağını, Rumların yaptıkları yanlışlara da göz yummayacağımızı herkesin görüp anlaması da lazım ki ona göre daha doğru tavırlar da bu memlektte gelişebilsin.  Yoksa bir yerde sorun varsa o surunun giderilmesi için mutlaka uğraşmak gerekir.  Ama bir sorunun zaman içerisinde çözüm modelleri de değişebilir. Biz şimdi, federal bir çözümü gerçekleştirmek isteyen neslin son denemesini yapıyoruız diye defalarca vurguladım. Eğer bu bizim neslin denemesi de başarısızlıkla sonuçlanırsa, bizden sonraki kuşaklar nasıl gbir model üzerinde anlaşacaklar onu bilemem. Genç kuşaklar iki ayrı yan yana komşu modeline mi geçecekler? Yoksa daha farklı modeller mi düşünecekler onları zaman gösterecek. Ama biz şimdi halen yitip gitmesin dediğimiz bu fırsatı yaşama geçirmek için uğraşmak durumundayız. Benim görevim bu, yapmaya çalıştığım da bu. Ama bunu tek başıma yapamam. Ama karşı tarafın da buna ayak uydurması lazım. Bir taraftan bu yapılmaya çalışılırken, bir yandan genç beyinler 67 yılın öncesinin Enosis plebisiti olayıyla doldurulacak. O zaman bu genç kuşaklar ileride nasıl bir Kıbrıs yaratacak?  Bunu uyarmak benim görevim değil mi? Ben kaç gündür bunu yapmaya çalışıyorum. Ama maalesef bizim bu hassasiyetlerimiz de Rum tarafından abartılı tepki olarak nitelendiriliyor. Halbu ki kendilerinin de bizim de ortak geleceğimiz için çalışıyoruz. Umarım bu hassasiyetimiz daha kolay anlaşılır.”

“BU SÖYLEMLERİ YANKI BULMAZ”
“Akıncı masayı terk etti söylemi uluslararası medyaya pompalanıyor. Bu konuda sizin uluslararası temaslarınız olacak mı? Bu süreçte Türkiye ile bir istişareniz oldu mu? Suçlu koltuğuna oturtulmak endişeniz var mı?” şeklinde bir soruya da, “Gerçekler eninde sonunda anlaşılır” diyen Akıncı, nasıl olsa gerçekler öğrenilecek demeyeceklerini ve konuyu gerekli herkese anlatacaklarını belirtti.
Karşlılıklı bir suçlama oyununu başlatmadığını, sadece süreci kurtarmaya ve yapılan yanlışı düzeltmeye çalıştığını belirten Akıncı, “Kıbrıs’ın geleceğini kurtarmaya katkı yapmaya çalışıyorum” dedi.
“Ama onlar Akıncı ne kadar çözüm istemez diye yaymaya çalışırsa çalışsın gerçeğin duvarına toslayıp geri gelecektir. Bütün dünya benim geçmişimi, benim yıllarımı bu konuya nasıl harcadığımı herkes biliyor. Çözüm istemez, o yüzden masayı terk etti söylemleri dünyada yankı bulmaz” diye konuşan Akıncı, boş durmamak gerektiğini ve olayın gerçek boyutlarını anlatmanın gerektiğini ve şu anda da bunu yaptığının altını çizdi. 

Akıncı şöyle devam etti:
“Medyamıza da görev düşüyor. Uluslararası medya da doğru bilgi ile doğru mesaj vermelidir. Türkiye ile bu son günlerde bir diyalogum olmadı ama bir kaç gün önce aldığımız bir bilgi var. Çok büyük bir ihtimalle Pazartesi günü Sayın Çavuşoğlu burada olacak. Onunla da bütün bu konuları değerlendireceğiz. Sırf bu sıcak olayın üstüne gelmiyor. Daha öncede planlanmış bir görüşmedir.”

“MÜMKÜN DEĞİLDİR DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU OLABİLİR Mİ?”
Cumhurbaşkanı “Anastasiadis toplantıda size, ben de bu karara karşıyım dediğini söylediniz. Bunu çıkıp da aleni bir şekilde Rum toplumuna söylerse sizin için yeterli olur mu? Teknik nedenlerden bu kararın geri alınamayacağı söyleniyor. Dolayısıyla bunu söylemesi sizin için yeterli olur mu?” şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi:
“Bize toplantıda söylediğini aleni olarak söylemesi iyi bir başlangıç olur. Ama onun ardından bu kararın bertaraf edilmesi gerekir. Bunun yolu vardır. Mümkün değildir diye bir şey söz konusu olabilir mi? 19 oyla geçti. Parlamentoda iki büyük parti bir araya gelir, 30’dan fazla oyla onun düzeltmesini yapar. Neden yapılamasın. Hele bu kamuoyunun önünde net bir tavır sergilensin, budur önemli olan. Şimdi yapılan açıklamalara baktığınızda işte biz federal çözüm isteriz. Enosis isteyen mi var filan gibi demagojiye sapılıyor. Olayın gerçek boyutundan farklı bir mecraya çekiliyor. Muhtemelen yine bu yapılacak. Ama konu o değil. Konunun ne olduğunu defalarca anlattık. Bugün orada da anlattık. Umarım artık bu kadar anlatmadan sonra anlaşılmış olsun.”

“ÖNCE GELİŞMELERİ GÖRELİM”
Bundan sonra atılacak adımların ne olacağının sorulması üzerine ise Cumhurbaşkanı, gelişmelere göre adımlar atılacağını yineleyerek “Hele bir görüşmeleri görelim ona göre adımlarımızı atacağız” dedi.
Akıncı yine bir soruya karşılık, “Bize okunan hazır getirilen yazıdan,  bizim bu hassasiyetimize yeterli duyarlılığın gösterilmediğini anladım. O nedenle elbette, bu konudan çok umutlu değilim. Bunu gördüm. Daha farklı olsaydı, yani mesela önceden 5 sayfa metin hazırlanıp gelineceğine, Kıbrıs Türkünü bu kadar rahatsız eden nedir, açık kalple dinleyim ve bir çıkış yolu bulalım yerine, üstelik bu çıkış yoluyla ilgili belki Eide’nin bir şey  söylemeye, formüle  etmeye çalıştığı bir anda söyleyecek bir şeyim yoktur deyip bu gösterilen tepki, insanda bu konuda olumlu adım atılacağına dair umut bırakmıyor. Ama yine de görelim. Bu sağlıklı bir değerlendirme, Rum toplumunda yükselen bu seslere de kulak verirler ve bu olayın yarattığı tahribatın üstünden gelinmeye çalışılır. Bütün kapıları da kapatmayalım ve değerlendirlemerini birlikte izleyip görelim.