EN

“Yurtta Barış, Dünyada Barış” Diyen Atatürk’ün Gösterdiği Yolu Kararlılıkla Yürüyoruz

Cumhurbaşkanı Akıncı'nın, onur konuğu olarak katıldığı Türkiye Barolar Birliği’nin Ankara’da düzenlediği “Ölümünün 79. Yılında Dünya Lideri Atatürk’ü Anma Programı”nda yaptığı konuşması şöyle:


“Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemli ve eşsiz bir değerdir.
Güç koşullar altında halkını özgürlüğe kavuştururken sergilediği üstün başarı evrensel ilham kaynağıdır.
Koyduğu ilkelerse halen geçerliliğini koruyan birer yol göstericidir. 

Atatürk’ün mücadelesi, tahakküm altında yaşamak istemeyen her halkın “özgürlük” ve uluslar arasında eşitlikçi işbirliği ortamını önemseyen her ulusun “barış” tutkusuna güçlü bir referans teşkil etmektedir.

Kıbrıslı Türkler, bir asra yakın süredir Mustafa Kemal Atatürk’e sarsılmaz bir sevgiyle bağlılıklarını sürdürmektedirler.
Ada Kurtuluş Savaşı boyunca İngiliz sömürgesi olduğu halde Kıbrıslı Türkler Anadolu’ya maddi manevi destek vermenin yollarını arayıp bulmuşlardır.

Gönüllü olarak Anadolu’ya giderek cephelerde savaşan Kıbrıslı Türkler vardır.
Mustafa Kemal’in mücadelesine karınca kararınca destek olabilmek için Ada’nın değişik yerlerinde bağış kampanyaları düzenlendiği de bilinmektedir.

İnsanlar yoksul evlerinin kıt imkânlarını, günlerini oruçlu geçirerek Anadolu’daki mücadele için ayırırken, gazetelerde “Anadolu’daki kardeşlerimizin helak olmasına seyirci kalınmasının alçaklık olacağına” ilişkin yazılar yayınlanıyordu.
Değişik mekânlarda sahnelenen tiyatro oyunlarında hem Mustafa Kemal sevgisi işleniyor hem de Anadolu’ya gönderilmek üzere maddi kaynak yaratılıyordu.

Kıbrıs’taki Türkçe gazeteler, savaş boyunca büyük bir gayretle Anadolu’daki kurtuluş mücadelesine destek veriyordu.
Anadolu cephelerinden gelen her güzel haber Kıbrıs’ta coşkulu meydan kutlamalarına vesile oluyordu.
Sömürge idaresinin baskıcı tutumu, Kıbrıslı Türklerin, Mustafa Kemal önderliğinde yürütülmekte olan kurtuluş mücadelesiyle kurdukları güçlü bağı zayıflatmaya kâfi gelmiyordu.

Sömürge Valisi, Anadolu’da elde edilen zafer sonrasında Kıbrıs’ta yapılan kutlamalar karşısında hayretini gizleyememiş ve “Sizlere ne oluyor? Mustafa Kemal'in ne yüzünü gördünüz ne de sesini duydunuz. Buna rağmen sokaklara dökülüp, zaferlerini kutluyorsunuz” demekten kendisini alamamıştı.

Kıbrıs Türkleri arasında Atatürk’e olan sevgi ve bağlılık, Kurtuluş Savaşı sonrasında da artarak devam etmiştir.
Kıbrıs misak-ı milli sınırları içinde yer almadığı halde, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde hayata geçirilmekte olan reformlara Kıbrıslı Türkler hiçbir baskıya gerek kalmadan en erken zamanda uyum sağlamışlardı.
Harf Devrimi’nden hemen sonra Kıbrıslı Türk öğretmen, gazeteci ve aydınlar yoğun bir çalışma yürütmüşler ve yeni alfabenin birkaç yıl geçmeden köylere kadar girmesini başarmışlardı.

Türkiye’de Soyadı Kanunu çıktığında, Kıbrıs’ta çok sayıda aile gönüllü olarak kendilerine birer soyadı belirlemiş ve bunların duyurulması için gazetelere başvurmuşlardı.
Kılık kıyafet Devrimi de Ada’da gönüllü kabul görmüş, Kıbrıslı Türkler çağdaş kıyafetleri hızla benimsemişlerdi.
Laiklik, günümüzde Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmez bir ilke olmayı sürdürmektedir.

Kıbrıslı Türkler inanç özgürlüğüne kusursuz saygı; Laiklik ilkesine sonsuz sadakat duymaktadırlar. Bu, onların Atatürkçü yanlarının en önemli göstergelerinden biridir.
Laiklik ilkesi daha ilk günlerden, Atatürkçü Kıbrıslı Türkler tarafından ateşli bir şekilde savunulmaya başlanmıştı.
Laikliğin gerektirdiği pek çok çağdaş düzenlemenin hayata geçirilmesi için Ada’da ciddi çabalar harcanmış, önemli adımlar atılmıştı.

Menemen Olayı Ada’da infialle karşılanmış; zaman zaman İngiliz İdaresi’ne sığınmak üzere Kıbrıs’a kaçan Atatürk karşıtı gericiler burada hiç kabul görmemişlerdi.

Değerli konuklar,

Atatürk’ün “Çağdaş medeniyetler düzeyine ulaşma” hedefi bugün hepimiz için geçerliliğini sürdürmektedir.
Mustafa Kemal, sayısız askeri başarının sahibi olarak, “Her askeri ve siyasi zaferin ekonomik zaferle taçlandırılmasının şart olduğunu” söylemekten geri kalmamıştır.

Onun ifadesiyle “Büyük hedefimiz en yüksek medeniyet ve refah seviyesine ulaşmak” olmalıdır.
Ülkelerimizin ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme kaydetme, demokrasiyi güçlendirme, kültür ve sanat alanına yatırım yapma, bilimi ve eğitimi önemseme görevi güncelliğini yitirmemiş; bilakis artmıştır.
Dünyamızın en geniş refahın sağlanması için daha eşitlikçi ilişkilere; huzur içinse daha barışçı yaklaşımlara ihtiyaç duyduğu çok açıktır.

Bizler Kıbrıslı Türkler olarak “Yurtta barış, dünyada barış” diyen Atatürk’ün gösterdiği yolu kararlılıkla yürüdük, bundan sonra da yürümeye devam edeceğiz.

Kıbrıs’ta yıllardır süren sorunun barışçıl ve adil bir çözüme kavuşturulması için son iki yılda yoğun çaba harcadık.
Soruna taraf olan tüm kesimlerin kazançlı çıkacağı bir ortaklığın kurulabilmesi için yapıcı bir tutum sergiledik.
Fakat çözüm arayışımızı sürdürürken, yine Atatürk’ün, “Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküş vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür” diyen büyük önderin yolundan şaşmadık: Toplumumuzun özgürlüğüne ve güvenliğine tehdit oluşturabilecek yaklaşımların karşısında durduk.

Geçtiğimiz Yaz, İsviçre’nin Crans Montana kasabasında gerçekleştirilen 5’li Kıbrıs zirvesi, Türk tarafının samimi çabasına karşın, eşitliğimizi içselleştirememiş Rum tarafı yüzünden ne yazık ki başarısızlıkla sonuçlandı.
Güney Kıbrıs şimdilerde, 2018 yılının Ocak ayında gerçekleştirilecek Başkanlık seçiminin havasına iyice girmiş durumda.
Bu süreç sonucunda, Kıbrıs Rum liderliği ve toplumunun zihniyet dönüşümünü başarabilen yeni bir yaklaşımı geliştirebilmesini umut etmek isterim.

Bunun yaşanması halinde Kıbrıs sorununu “Eşitlik, özgürlük ve güvenlik” temelinde adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturmak için yeni bir yönteme başvurulabilir.
Artık harcanabilecek zaman kalmamıştır: Uzun uzadıya gidecek verimsiz müzakereler yerine; sonuç odaklı, bütüncül yaklaşımlara açık, süresi belli yeni bir görüşme yöntemi üzerinde durmak gerekecektir.
 
Değerli katılımcılar,

Bugün bu toplantıyı gerçekleştirerek, Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha anmamıza ve anlamamıza katkı yapan Türkiye Barolar Birliği’ne teşekkürlerimi sunuyorum.

Yıllar geçtikçe değeri azalmak yerine daha da iyi anlaşılan büyük önderi bir kez daha saygıyla anıyorum.
Atatürk’e göre “Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı ve mutluluğu için çalışmakta bulunabilir.”
Bugünkünden çok daha fazla çalışarak, barış içinde daha adil ve daha yaşanabilir bir Kıbrıs, bir Türkiye ve bir dünya yaratabilirsek hem gelecek nesillere hizmet etmiş hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına layık olmuş olacağız. Bu duygularla hepinizi sevgiyle selamlarım.”
 
 
 AKINCI, BU AKŞAM DÖNÜYOR
Anma programında Türkiye Barolar Birliği’nin sanat müziği korosu Atatürk’ün sevdiği şarkılardan oluşan konseri de yer aldı.
 
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın onur konuğu olarak katılarak bir konuşma yaptığı programda Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan, Bosna Hersek, Arnavutluk, Kırgızistan, Kosova, Moldova, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan Barolar Birliği ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği başkan ve temsilcileri de yer alıyor.
 
Cumhurbaşkanı bu sabah gittiği Ankara'dan bugün akşam saatlerinde KKTC'ye dönecek.