EN

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı'na "gözlemci üye" olarak kabul edilmesiyle ilgili AB Komisyonu tarafından yapılan açıklamayı yanıtladı

“Kendi temel ilkelerinden uzaklaşan AB’nin Kıbrıs konusundaki yanlı tutumu bir kere daha gözler önüne serilmiştir”

Cumhurbaşkanı Tatar’ın açıklaması şöyle;
 
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Özbekistan'da düzenlenen zirvede Türk Devletleri Teşkilatı'na ‘gözlemci üye’ olarak kabul edilmesiyle ilgili Avrupa Birliği Komisyonu Sözcüsü Peter Stano tarafından yapılan açıklamada AB’nin yaşanan gelişmeden “rahatsızlık” duyduğunun belirtilmesi, AB’nin Kıbrıs konusuyla ilgili yürüttüğü taraflı tutumun bir kere daha tüm çıplaklığıyla tezahür etmesidir.
 
Avrupa Birliği’nin kendi temel ilkelerinden uzaklaştığı, bunlara aykırı hareket etmeye devam ettiği ve Kıbrıs konusunda yanlı tutumunu ısrarla sürdürdüğü anlayışının bir kere daha gözler önüne serildiği bahse konu talihsiz açıklama; haksız bir şekilde AB üyesi yapılan Güney Kıbrıs’ın bundan cesaret ve güç alarak bu üyeliği tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanmasına ve uzlaşmaz tavrını sürdürmesine ne yazık ki hizmet etmektedir.
Birçok kez altını çizdiğimiz gibi AB’den beklentimiz, temel ilkeleri arasında önemli bir yer tutan halkların egemenlik hakkına saygı ilkesi uyarınca, Kıbrıs’ta ayrı bir halk olan Kıbrıs Türkü’nün egemenlik talebini dikkate alması ve buna uygun şekilde hareket etmesidir.
 
Aradan geçen 18 yılın ardından referandum sürecinde ‘Kıbrıs Türkleri evet derse izolasyonlar ve ambargolar kalkacak, Kıbrıs Türkleri açıkta ve soğukta bırakılmayacak’ sözünü, AB’nin ilgili tüm kurumlarına hatırlatmakta büyük fayda vardır. 
‘Referandumda hayır diyen taraf cezalandırılacak evet diyen taraf ödüllendirilecek’ diyen AB, ne yazık ki hayır diyen tarafı ödüllendirirken evet diyen tarafı cezalandırmaktadır.
 
Kıbrıs Türk tarafı, Anavatan Türkiye ile birlikte 1968 yılından başlayarak bütün müzakere süreçlerinde yapıcı bir tutum izlerken, Rum-Yunan ikilisi her zaman halkımıza kabul edilemeyecek azınlık hakları dayatmaya çalışmış, uzlaşmazlığını sürdürmüş ve halen sürdürmeye de devam etmektedir. 
Gelinen aşamada Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir antlaşmaya ulaşmanın yolu, gerçekleşmesi mümkün olmayan federal temele dayalı çözüm şeklinden değil, ilk kez Cenevre’de müzakere masasına koyduğumuz egemen eşit iki ayrı devletin varlığına dayalı çözüm önerimizden geçmektedir. Bölgenin en büyük ve en güçlü ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından da desteklenen bu çözüm önerimiz, bölgenin ve Kıbrıs’ın yararına olacak olan tek gerçekçi çözüm yoludur. 
 
Kıbrıs Türk halkının iradesine ve bu siyasetin gerekliliği olarak atılan adımlara, AB’nin saygı duymasını bekliyoruz.
 
Kıbrıs’ta en az Rumlar kadar egemen ve eşit olan Kıbrıs Türk halkının en doğal hakkı olan uluslararası ilişkilerini geliştirmeyi bile kabullenemeyen bu çağdışı anlayışla hedeflenen; Kıbrıs Türkü’nü dünyadan her anlamda tecrit ederek nefes aldırmamak, yıldırmak ve federasyon kisvesiyle Rum tarafına yama ettirmektir. Bu türden çağ dışı ve evrensel insan haklarına aykırı bir zihniyete karşı durmak, gelecek nesillere ve halkımıza karşı en büyük sorumluluğumuzdur.
 
Açıkça vurgulamak istiyoruz ki; Anavatan Türkiye’yle birlikte ortaya koyduğumuz, halkımızın büyük destek verdiği ve müktesep egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüzün tescil edilmesini hedefleyerek Kıbrıs Türk halkının egemenliğini her hâl ve koşulda gözeten yeni siyaset, adım adım KKTC’nin statüsünü yükseltmektedir. 
Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilen KKTC, emin adımlarla hız kesemeden onurlu mücadelesine devam edecektir.”